CHP’de “Koltuk”tan “Kriz”e: Aynı Gemideyiz, Ancak Pusula Nerede?

Yayınlama: 24.05.2026
A+
A-

CHP’de “Koltuk”tan “Kriz”e: Aynı Gemideyiz, Ancak Pusula Nerede?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Deniz Baykal döneminin sona ermesiyle başlayan o uzun ve sancılı “yönetimsel dönüşüm” sürecinden bu yana, adeta kendi içindeki bir savaşın esiri olmuş durumda. Siyasetin koridorları, yıllardır liyakatten ziyade, “operasyonel” başarıların gölgesinde şekilleniyor.

Hatırlanacağı üzere Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlık koltuğuna oturuşu, Baykal’a yönelik o karanlık ve ahlak dışı kaset kumpasıyla mümkün olmuştu. Kılıçdaroğlu’nun bu kumpasın bizzat mimarı olduğunu iddia etmek objektif bir yaklaşım olmaz; ancak o “operasyonun” Kılıçdaroğlu’na açtığı yol, Türk siyasetinin utanç sayfalarından biri olarak tarihe geçti. 13 yıllık genel başkanlık süreci boyunca yaşananlar, partiyi bir ana muhalefet odağı olmaktan ziyade, içsel hesaplaşmaların merkezi haline getirdi. Nihayetinde, 2023 kongresinde Kılıçdaroğlu’nun da benzer şekilde, başka bir “etik dışı” hamleyle koltuğu terk etmek zorunda kalması, CHP’nin genetik kodlarına işlemiş o “operasyonel siyaset” kültürünün en somut göstergesi oldu.

Peki, tüm bu yaşananlar sadece CHP’nin kendi iç sorunu mudur? “Ne halleri varsa görsünler, beter olsunlar” diyerek işin içinden çıkabilir miyiz?

Hayır, diyemeyiz. Zira aynı geminin içindeyiz.

Siyasi istikrarsızlık ve muhalefet bloğundaki bu derin çatlaklar, doğrudan ekonomiye ve ülkenin toplumsal huzuruna yansımaktadır. CHP’li dostlarımızın “Biz bu iç savaşı kazanalım da ülke ne olursa olsun” anlayışıyla hareket etmesi ne kadar tehlikeli ise, dışarıdan bakanların “bizi ilgilendirmez” duyarsızlığı da o kadar vahimdir. Siyasetin merkezindeki bu kaos, sadece bir partinin değil, Türkiye’nin demokratik geleceğinin zeminini sarsmaktadır.

Gelinen noktada, hukuk sisteminin aldığı kararlar ve mahkemelerin verdiği “mutlak butlan” hükümleri, tartışılsa da uyulması gereken bir zorunluluktur. Ancak hukuki süreçler tek başına yeterli değildir. Bu krizi bir felakete dönüşmeden yönetmek, tarafların takınacağı sağduyulu tavra bağlıdır. CHP çatısı altındaki tüm aktörler, kişisel ikbal ve hiziplerin ötesinde; devletin, demokrasinin ve partinin geleceğini gözeterek, suhuletle hareket etmelidir. Sağduyu, bugün sadece bir tercih değil, bir zorunluluktur. Kutuplaştırıcı dilden kaçınmak ve kurumsal akla dönmek, bu kaostan çıkışın tek anahtarıdır.

Bugün CHP’de yaşananları tedirginlikle izliyoruz. Bir siyasi partinin içindeki bu türbülansın, demokrasiye, ekonomiye ve toplumsal barışa vereceği zararın faturasını hep birlikte ödemekten endişe ediyoruz. Unutulmamalıdır ki; siyaset, başkalarının yıkımı üzerine kurulduğunda, enkazın altında kalan sadece o koltuklar olmaz, o ülkenin geleceğidir.

Engin PINAR

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.