TEORİDE ‘EZDİRİLMEYEN’, PRATİKTE ‘EZİLEN’ MİLYONLAR

Yayınlama: 12.01.2026
A+
A-

TEORİDE ‘EZDİRİLMEYEN’, PRATİKTE ‘EZİLEN’ MİLYONLAR

Geçtiğimiz günlerde sosyal medya hesabımdan bir paylaşım yaptım. Aslında yaptığım şey bir analizden ziyade, bir ömür çalışmış, çabalamış ama bugün “en düşük emekli maaşı” ile hayata tutunmaya çalışan milyonların iç çekişini yazıya dökmekti. Açıkçası, bu kadar büyük bir yankı uyandıracağını, yerel gazetelerde haber olup siyasi partilerin ajandasına gireceğini tahmin etmezdim.

Yolda, sokakta karşılaştığım insanlardan gelen o yoğun geri dönüşlerden şunu anladım: Toplumun damarı bu konuda çok gergin. İnsanlar bir “merhem” bekliyor. Ve ne yazık ki, halkın içinden çıkan bir lider olan Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu gerçeklerden habersiz olma ihtimalini düşünmek bile istemiyorum. Ancak Ankara koridorlarında bir yerlerde, gerçek sokağın sesinin kısıldığı da bir vakıa.

Rakamlar mı gerçek, yoksa pazar filesi mi?

TÜİK verilerine olan güvenin durumu malum… Ama diyelim ki o rakamlar doğru. İktidar çıkıp “Enflasyona kimseyi ezdirmedik” diyebilir. Teorik olarak, kağıt üzerinde bu bir doğru gibi durabilir. Fakat asıl mesele şu: 30 milyonu aşan o devasa kitle; emekliler, asgari ücretliler ve sabit gelirliler, TÜİK’in o “genel” sepetiyle yaşamıyor.

Emeklinin sepetinde lüks tüketim yok, teknoloji yok, tatil yok. Onun sepetinde ne var biliyor musunuz? Gıda, barınma, ulaştırma, eğitim ve sağlık. TÜİK’in kendi verileriyle bile bu kalemlerin ortalama artışı %43,30’u buluyor. Genel enflasyon %30’larda gezerken, halkın “hayatta kalma enflasyonu” bunun çok üzerinde seyrediyor. İşte “hissedilen enflasyon” ile “açıklanan rakam” arasındaki o uçurum, milyonların sofrasındaki ekmeği küçültüyor.

EYT ve “Az Prim” Bahanesi Üzerine

Bir de bu ekonomik dar boğazın faturasını EYT’lilere kesmeye çalışanlar var. Kimse kusura bakmasın, EYT’liler kimseden bir lütuf almadı; anayasal haklarını, gasp edilen emeklerini geri aldılar.

Aynı şekilde, “Efendim, az prim ödeyen az alsın, çok ödeyenin hakkı ne olacak?” diyenler de türedi. Kimsenin başkasının hakkında gözü yok. İnsanların istediği şey çok basit: En düşük emekli maaşı, insanca yaşanabilecek bir seviyeye çekilsin, diğerleri de buna göre kademelendirilsin. Hele ki malulen emekli olmuş, çalışmaya dermanı olmayan insanlarımıza “bu para sana yeter” demek, hangi vicdana sığar?

Dostça Bir Uyarı..

Ben, bu iktidarın Milli Savunma’daki kararlılığını, Dış İşleri’ndeki dik duruşunu ve Ulaştırma’daki dev projelerini her zaman takdir ettim, etmeye de devam ederim. Ancak Milli Eğitim’deki eksiklikleri ve ekonomi yönetimindeki hataları, özellikle gelir dağılımındaki bu derin adaletsizliği görmezden gelemem. Cumhur İttifakı’nın bu ülke için öneminin farkındayım, ama AK Parti kanadının dar gelirliyi görmezden gelen bu ısrarı, ittifaka da ülkeye de zarar veriyor.

Bazıları sanıyor ki bu insanlar sadece “para derdine” düşmüş. Onlara tek bir hatırlatmam var: Şehit cenazelerinin getirildiği o evlere bir bakın. Hiç o evlerin arasında holding patronu evi gördünüz mü? 15 Temmuz’da tankın önüne yatanlar kimlerdi? Devletin başına bir hal geldiğinde ya da böyle bir ihtimal halinde ilk ayağa kalkanlar; işte bugün “geçinemiyoruz” diyen o emekliler, asgari ücretliler, sabit ve düşük gelirler ve onların evlatlarıdır.

Sosyal medyadaki o küçük paylaşımımın binlerce kişiye ulaşması, bir “sosyolojik alarmdır”. Benimki, vatanını seven bir ferdin dostça uyarısıdır. Umarım bu uyarı, sağır duvarları aşar ve emeklinin yarasına gerçekten merhem olacak adımlar atılır.

Çünkü sessiz yığınların sabrı, rakamlarla değil, mutfaktaki tencereyle ölçülür.

 

Engin PINAR

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.